LOJİSTİK SEKTÖRÜ PARÇALI BULUTLU

KPMP TÜRKİYE, “SEKTÖREL BAKIŞ 2020 – TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK RAPORU”NU YAYIMLADI. RAPORA GÖRE KÜRESEL TİCARETTEKİ KORUMACI EĞİLİMLER, BREXİT BELİRSİZLİĞİ, ABD VE ÇİN ARASINDAKİ TİCARET SAVAŞLARI NEDENİYLE 2018 VE 2019’U FIRTINALI GEÇİREN LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜ 2020’DE DE GÜNEŞLİ GÜNLER BEKLEMİYOR. BU YILA İLİŞKİN DÜŞÜK KÜRESEL BÜYÜME BEKLENTİLERİ, SEKTÖRÜN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL OLMASI BEKLENİYOR.

KPMG Türkiye’nin hazırladığı ‘Sektörel Bakış 2020’ serisinin taşımacılık ve lojistik sektörünü ele alan raporu yayımlandı. Rapora göre, uzun vadede büyük bir gelişim alanı barındıran ve potansiyeli bulunan sektör, kısa vadede önemli zorluklarla mücadele etmek durumunda. 2020 başı itibarı ile küresel ticaretteki korumacı eğilimin bir miktar gevşemesine, Brexit’in daha öngörülebilir olmasına, Çin ile ABD arasında ticaret anlaşması ilk fazının imzalanmasına rağmen 2020’de sektör kırılganlık seviyesini koruyacak görünüyor.

TAŞIMACILIK VE LOJİSTİK RAPORUNA YANSIYAN BAŞLIKLAR

Dünya Bankası’nın iki yılda bir yayımladığı Lojistik Performans Endeksi’nde ilk sıraları küresel ticarette söz sahibi olan gelişmiş ekonomiler alıyor. 160 ülkenin bulunduğu 2018 tarihli listede Türkiye 47’nci sırada bulunuyor. Türkiye 2012’de listenin 27’nci sırasındaydı. 2014’te 30, 2016’da 34’üncü sırada olan Türkiye’nin gerilemesi dikkat çekiyor. Gerek küresel gerekse bölgesel gelişmeler, Türkiye’de sektörün istikrarlı büyüme performansı yakalamasını engelliyor. Korumacı küresel ticaret politikaları, AB’nin büyüme sorunları, Brexit süreci, Ortadoğu’da devam eden çatışmalar ve normalleşemeyen hayat ülkemiz taşımacılık ve lojistik sektörünün gelişmesini ciddi oranda sınırlıyor. 2000’li yılların ilk 10 senesinde GSYH’den aldığı pay yüzde 9 olan sektör, 2011-2018 döneminde yüzde 8,1 ortalama ile seyretti.

YABANCI YATIRIMCI İLGİLİ

Türk taşımacılık ve lojistik sektörünün son yıllardaki zayıf performansına rağmen uzun vadedeki yüksek potansiyeli, yabancı yatırımcıların ilgisini çekiyor. Son iki yılı sıkıntılı geçen altı yıllık sürede 5 milyar dolar yatırım çeken sektörün, bu dönemde doğrudan yabancı yatırımlardan aldığı pay ise ortalama yüzde 2 seviyesinde.

DENİZYOLU AÇIK ARA ÖNDE

Dış ticaret verilerine göre, sektörde ihracatta yüzde 62 ile denizyolu taşımacılığının ağırlığı göze çarpıyor. İthalatta denizyolunun payı ise yüzde 54. Hem ihracat hem de ithalat tarafında tartışmasız lider olan denizyolu taşımacılığını, payı son 10 yılda yüzde 41,5’lerden yüzde 28,5’lere gerileyen karayolu taşımacılığı izliyor. Bu iki taşımacılık yöntemi, toplam hacmin yüzde 90’ından fazlasını karşılıyor.

GALATAPORT’LA HESAPLAR DEĞİŞECEK

Denizyolu ile yolcu taşımacılığında ise 2012 yılı ile başlayan sert düşüş devam ediyor. 2005-2015 döneminde ortalama olarak 1.400’ün üzerinde gemi ve 1,65 milyon yolcudan bahsedilirken 2016-2019 Kasım döneminde bu ortalamalar sırasıyla 369 gemi ve yaklaşık 360 bin yolcu olarak gerçekleşti. 2018 ise tarihi dip seviye olarak kayıtlara geçti. 2018 yılında 247 olan gemi sayısı 2019 Kasım sonu itibarıyla 328, 214 bin olan yolcu sayısı ise 284 bine yükseldi. Özellikle Galataport’un 2020’nin ikinci çeyreği ortalarında kruvaziyer gemi turizmine açılacağına dair yapılan hesaplar; İstanbul özelinden başlayan kruvaziyer turizmine yönelik iyimser beklentiyi destekleyen en önemli faktörlerden biri. Yine Yenikapı’da planlanan Ana Kruvaziyer Limanı’nın devreye alınmasının, İstanbul’u Akdeniz çanağındaki en önemli üç duraktan biri yapabileceğine dair güçlü bir kanı var.

HAVAYOLUNDA DIŞ HAT ZİRVEDE

Türkiye’de havayoluyla taşınan mal miktarı 2019’da ciddi oranda daralsa da son 20 yılda havayolu ile taşınan yolcu sayısında kayda değer büyüme gerçekleşti. Sektör, turizm açısından oldukça sıkıntılı geçen 2016 ve ekonomik endişelerin tavan yaptığı 2019 dışında, neredeyse her yıl çift haneli oranlarda büyüdü. 2016’da yüzde 4 seviyesinde olan daralma 2019’da yüzde 0,8 seviyesinde gerçekleşti. 2019’da iç hatlarda taşınan yolcu sayısı yüzde 11,3 daralarak 100,1 milyon kişi olurken, dış hatlarda taşınan yolcu sayısı yüzde 11,4 artarak 108,7 milyon seviyesine ulaştı. 2019’da toplam taşınan yolcu sayısı böylelikle 208,8 milyon kişi olurken (2018: 210,5 milyon), dış hat yolcu sayısı 2012’den bu yana ilk kez iç hatların önüne geçti.

2020 BEKLENTİLERİ

Zorlu geçen 2018-2019’den sonra, ekonomik aktivitede yeniden canlanma beklentileri, küresel ticaretteki korumacı adımların bir miktar gevşemesi ve Brexit’in daha öngörülebilir olması; 2020’yi lojistik sektörü açısından potansiyeli daha yüksek bir konuma yerleştiriyor. Yine de mevcut kırılganlık seviyesi ve küresel politik gelişmeler sektörün görünümündeki ana belirleyici unsurlar olacak. 2020 yılında düşük küresel büyüme beklentileri sektörün önündeki en büyük engel olmaya aday. Yatırım maliyetlerinin yüksekliği ise potansiyel büyümeyi dış kaynaklara bağımlı hale getiriyor. Makroekonomik görünüm görece iyi olmakla birlikte, sektör oyuncularının 2020 beklentileri daha kötümser. Sektör oyuncularının yaklaşık yüzde 70’i bu yıl büyüme beklemiyor. Yatırım planı yapanların oranı yüzde 60 seviyelerinde. Yatırım bütçelerinin yaklaşık yüzde75’inin ise teknoloji odaklı yatırımlara yönelmesi bekleniyor.

KORONAVİRÜS ETKİSİ

Taşımacılık koronavirüsünden en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği (IATA), koronavirüs salgını nedeniyle küresel hava taşımacılığı talebinin on yılı aşkın bir yıldan bu yana ilk kez düşeceğini tahmin ediyor. Düşüş oranının ise yüzde 0,4 olacağı öngörülüyor. Bu durumun, küresel havayolu şirketlerine en az 29 milyar dolar zarar olarak yansıması bekleniyor. En büyük zararın ise 12,8 milyar dolar ile Çin merkezli havayolları tarafından kaydedileceği tahmin ediliyor. Lojistiğin geleceği olarak görülen e-ticaret de koronavirüsünün olumsuz etkisi altında. PttAVM.com’a göre, koronavirüs salgını öncesi Çin’den Türkiye’ye günlük 100 bin adet küçük kargo gelirken, bu sayı bugünlerde 10 binlerin altına geriledi. Bu durum, Çin’den Türkiye’ye gelen kargolarda yüzde 90’lık çok ciddi bir azalmaya işaret ediyor. Diğer yandan, bu gelişmeler ışığında tedarik zincirinin yeniden şekillendiğini söylemek mümkün. Çin’e alternatif olacak pazar arayışları, sektörde kısmi bir dengelenmeyi de beraberinde getirebilir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eleven − 2 =

scroll to top