Ön yargıları yıkarak, birçok sektörde kendilerini kanıtlayan kadınların, iş makineleri sektöründe de başarıyla var olabileceğini göstermek üzere başlattığımız “Baretin Rengi Olmaz” köşemizin bu ayki konuğu TSM Global Pazarlama Müdürü Kübra Uslu oldu. İş makineleri sektörünün kadınlarla güzel olduğunu belirten Kübra Uslu, “Her ne kadar sert bir sektör gibi gözükse de, bu sektör kadınlar ile güzel. Kadının elinin değdiği her yer güzel” dedi.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Sektöre giriş hikâyeniz nasıl oldu?
23 Haziran 1992 tarihinde, İstanbul’da doğdum. Doğduğumdan bu yana İstanbul’da yaşıyorum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. 12 yıldır profesyonel olarak pazarlama alanında çalışıyorum. Son 6 yıldır da yönetici olarak çalışıyorum. Annem devlet memuru, babam turizmci; tek çocuklarıyım. Sakin ama renkli bir aileyiz. Hala kalabalık sofralarda bulunarak yaşamımıza devam ediyoruz. Olmak istediğim kişiye ulaşma sürecimde bana hep destek olarak, yanımda bulundular. Eğitim hayatım boyunca çok parlak bir öğrenciydim ve koleji dereceyle bitirdim. Ailem ve öğretmenlerim tarafından hukuk, siyaset bilimi gibi bölümleri tercih etmem bekleniyordu. Üniversite sınav sonuçlarım geldiğinde, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine yerleşebilirdim. Kendime bir soru sordum; ömrünü hâkim, avukat, savcı olarak geçirmek isteyen biri miyim? Soruma evet cevabımı veremedim. Kimseye danışmadan ilk tercihime İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni yazdım. Günümüzde İletişim Fakültesi mezunlarının çok kolay bir şekilde iş bulamadığını söyleyebiliriz. Bu yüzden çok büyük bir risk aldım. Bu risk, meslek hayatına attığım adım oldu. 18 yaşımda bile idealist bir insandım ve staj yapmam gerektiğinin farkındaydım. İyi bir firmada çalışan kuzenimin yardımıyla, üniversite birinci sınıfta bir dergide editör olarak stajıma başladım. O zamana kadar el bebek, gül bebek büyümüşüm ama kahve getirip, redaksiyon ve deşifre yapıp, kimsenin yapmak istemediği işleri yaptım. 6 ay sonra başka bir alanda staj yapmaya başladım ve profesyonel meslek hayatıma başlayana kadar, pazarlama alanını besleyen editöryel, dijital ve organizasyon kısımlarında da farklı stajlar yaptım. Staj süresinde Cem Yılmaz’ın deyimiyle “Çalış çalış, para yok” ama ticketim vardı. Üniversite okuyan bir öğrenci için ticket şahane bir şeydi. İlk ticket aldığımda, dört arkadaşıma yemek ısmarlamıştım. Bunlar benim için kıymetli anılar. 12 yıl insanlara çok uzun gelmeyebilir ama gün benim için 8-6 saatleri arasında ilerlemez; işkolik bir insanım. Telefonum susmaz, mesai bitmez, cumartesi-pazarım yoktur. Bu yüzden 12 yılı dolu bir şekilde yaşadım.

Kübra USLU – TSM Global Pazarlama Müdürü
Kariyerinizin dönüm noktası nedir?
Kariyerimin dönüm noktası, kadınların egemen olduğu eğlenceli, organizasyon sektöründen, erkeklerin egemen olduğu iş makinesi sektörüne geçmek oldu. Bu sektörde var olacağımı, yaşayarak ve deneyerek tasdiklemiş oldum. Çok komik bir anım var; muhtemelen çok kişinin başına gelmez. Organizasyon sektöründe çalışırken Amerika’dan ünlü bir rock grubunu turneye getirmemiz gerekiyordu. Günlerce toplantılar yapıldı, her şey ayarlandı. Uçaktan inip turne otobüsüne bindiklerinde polis çevirdi ve aracınızda bomba var denildi. Gitarlarına kadar arama yapılırken, sanatçılar bana bakıyor ve ilk uçakla dönmeyi düşünüyorlardı. Sanatçıları dönüş uçağına binmeden ikna ettim ve sahneye çıkardım. Bu anıyla stres yönetimini öğrendim.

İşinizle ilgili detay verebilir misiniz? Firmada hangi alanlarda faaliyette bulunuyorsunuz?
İlk profesyonel tecrübem, üniversite üçüncü sınıfta bir organizasyon şirketinde kurumsal iletişim sorumlusu olarak oldu ve ilk maaşımı aldım. Onunla da anneme yemek ısmarladım. Hem yerel, hem dünya çapında birçok etkinliğin tüm süreçlerinde yer aldım. Kongreler, toplantılar, yurtdışından büyük gruplarla turneler gibi organizasyonlar ile çok tecrübe edindim. Aynı zamanda hayatımı daha kurumsal devam ettirmem gerektiğinin farkındaydım ve 2018 yılında organizasyon sektöründen ayrıldım. Daha sonra, ihracat şampiyonu olan bir porselen markasında, marka iletişim uzmanı olarak çalışmaya başladım. Bu benim için meslek hayatımda her zaman çok kıymetli olacak. Bir markanın tüm iletişim süreçlerinde öğrendiklerimi deneyimlemek için çok güzel bir iş tecrübesiydi. 3 yıl çalıştıktan sonra Turquality marka programına hazırlanıp, marka savunmamı yaparak, günümüzde hala çok büyük olan bir holdingten teklif aldım. Bu teklif ile makine sektörüyle tanıştım. Sektörün önde gelen bir porselen markasında, 3 yıl boyunca marka iletişim uzmanı olarak çalıştım. Bir markanın yönetimsel süreçlerinde bizzat yer aldım. Şu an Türkiye’nin en büyük holdinglerinin birinden yöneticilik teklifi aldım. Porselen ve yeme-içme sektöründe şefler ile çalışmak ne kadar keyifli olsa da aldığım teklif kariyerim için reddedemeyeceğim bir teklifti. Böylelikle alıştığım eğlenceli sektörü bırakarak iş makinesi sektörüne merhaba dedim. Hiç unutmuyorum; ilk üç ay, farklı sektörlerden geldiğim için, cirosal anlamda büyük bir sanayiye hizmet eden ve büyük rakamların konuşulduğu makine sektöründe çok zorlandım. Fakat sonra makineleri ve sektörü o kadar çok sevdim ki, hatta holdingimizin yönetim kurulu başkanı beni oryantasyona gönderdiğinde, “Parkurdaki tüm iş makinelerini sürmeden, İstanbul biletinizi almayacaksınız” demişti. Artık makine süren, parçalarını ve kaportasını merak eden bir Kübra’ya doğru evrildim. Bir senenin sonunda iş makinesi sektörü o kadar kanıma işledi ki, makine gördüğümde “Sarışınım geldi” diyerek heyecanlanmaya başladım. 4 seneye yakın çalıştığım bu holdingde çok güzel işler yaptık, çok çalıştım. Sonra şu an bünyesinde bulunduğum TSM Global ile tanıştım. TSM Global benim için çok heyecan verici bir alternatif oldu. Çünkü geniş vizyonu olan ve 10 senedir sektörde takdire şayan bir yol kateden şirketten teklif almak gurur vericiydi. Bir sene önce İstif ve Material Handling Pazarlama Müdürü olarak transfer oldum. Ben ve ekibim başarılı beş markanın iletişim ve pazarlama işlerini yönetiyoruz. 8 yaşındaki kızıma sorarsanız durum farklı; annen ne iş yapıyor diye sorulduğunda, “Benim annem kepçeci” diyor. Annem de, “Ben çocuğumu o kadar okuttum, pazarlama müdürü oldu. Kızı geldi, kepçeci diyor” Sosyal ortamlarda adım kepçeciye çıktı.

Erkek egemen bir sektörde kadın olmanın farklılığını yaşıyor musunuz
Her ne kadar erkek egemen bir sektör olsa da bir kadın olarak girdiğinizde ortamın dengesi değişiyor. Konuşulan sohbetlerin gidişatı bile değişiyor. Bir kadının ortamdaki varlığı, kaliteyi artırıyor. Aynı zamanda iş makineleri markalarını yönettikten sonra TSM Global’e İstif ve Material Handling Müdürü olarak gelince, iş makineleri ile bağım biraz azaldı. Artık istif ve elleçleme makineleri markalarını yönetmeye başladım. İstif makinesinde hitap ettiğim profil ile iş makinesinde yönettiğim profil birbirinden farklı. Geçmişe göre, şu an hitap ettiğim müşteri profilinin daha anlaşılabilir ve bakış açısının yakalanabilir bir kitle olduğunu söyleyebilirim.

Bir kadın olarak erkek egemen bir sektörde yer alırken zorlandığınız noktalar oldu mu?
Erkek egemen bir sektörde kadın olarak çalışmak kolay dersem, yalan söylemiş olurum. %90’ını erkeklerin oluşturduğu bir hegemonyadan bahsediyoruz. Bu yüzden çok zor. Kendinizi kanıtlayıp, savunduğunuz şeyin doğru olduğuna ikna edene kadar çok gayret göstermeniz gerekiyor. Muhtemelen bir erkekten daha faza gayret gösteriyorsunuz. “Elinin hamuruyla, erkek işine karışma” gibi bir bakış da oluyor. Fakat gerçekten mesleğinizi seviyorsanız, mesleğin her bir parçasını öğrenerek ceplerinizi doldurursanız, bir süre sonra size karşı gösterilen direnç kırılıyor.

Kadın gözünden iş makinesi sektörünü ve bu alandaki mekanizasyonu değerlendirir misiniz?
Erkek egemen bir sektörde kadın olarak yer almanın güzel tarafları da var. Mesela ben kolay işleri sevmiyorum, mücadeleyi seviyorum; benim yapım bu. Önceki holdingden ayrılırken güvenliğimiz, “Kübra Hanım niye böyle bir şey yapıyorsunuz, sizin yaptığınızı kimse yapmaz. Üç yıldır burada yapıyı kurmaya çalışıyorsunuz, kurdunuz ve gidiyorsunuz” dedi. Yapım böyle olduğu için, makine sektörü benim için çok keyifli. TSM Global’e gelişim unutamadığım anılardandır. Çünkü önceki şirketimde yapılanmayı tamamlamış, belli başlı süreçleri tamamlamıştım ve kafamda yavaş yavaş yol ayrımı vardı. TSM Global beni aradığı gün, sektörün önemli bir mobilya markası da aramıştı. Mobilya sektörünü seçip, iş makinesi sektörü deneyimlerimi sonlandırabilirdim. Ama TSM Global’i tercih ettim ve hala devam ediyorum.

İş makinesi sektöründe çalışan bir kadın olarak, sektördeki kadınlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Bu sektörde iş yapmak isteyen kadınlara şunu söylemek istiyorum; bu sektör onlarla güzel. Sert bir sektör gibi gözükse de, bu sektör kadınlarla güzel. Kadının elinin değdiği her yer güzel.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?
Pazarlama profesyonellerinin aşina olduğu bir kavram vardır; 4P. Yani, pazarlamada başarılı olmanın bacaklarıdır; ürün, fiyat, yer ve promosyon. Yönetim Kurulu Başkanımız Taner Bey’in buna çok güzel bir eklemesi var, “Tutku”. Benim de genç arkadaşlarıma tavsiye edebileceğim, gerçekten en önemli parçadır tutku. 18 yaşında, kimisine göre uçarıyken bugün olmak istediğim Kübra’yı biliyor ve gezmek yerine onu besleyecek şeyler yapmaya çalıştım. Kendimizi kesinlikle, her bacaktan geliştirmemiz gerekiyor. Pazarlama gibi hiç durmayan, her yeni dönemde değişen bir alanda kendimizi sürekli geliştirmeliyiz. Ürünü bilmek, sevmek, makinenin üstüne çıkmak, sahaya inmek ve tutkuyla çalışmamız gerekiyor. Başarı görecelidir. Ben bu sektörde başarılı mıyım; tartışılır. Ama halimden memnunum. Ben bunları o makinenin üstüne çıkmaya, kaportayı açmaya, motoruna hâkim olmaya borçluyum. Geçen sene Frankfurt’taki fabrikamıza bir gezi düzenledik ve Türkiye’deki çok önemli limanlardan birinin müdürü çok teknik konuştuğum için benim mühendis olduğumu düşündü. Ama bunun mühendislikle alakası yok, ben makineyi seviyorum.


