Küresel ekonomik krizin tüm dünyayı etkisi altına aldığı, her yeni güne düşüş haberleri ile uyandığımız bir yılı geride bıraktık. Adettendir; her yılın son günlerinde ya da yeni yılın ilk günlerinde bir önceki yılın muhasebesi yapılır; hatalardan ders çıkarılır, ulaşılmak istenen yeni noktalar belirlenir. Belki de bu alışkanlıkla 2010'un bu ilk sayısında şöyle bir arkamıza bakalım istiyoruz.
Aslında krizin ayak seslerini 2008 yılında duymaya başlamıştık. Ülkemizde yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler nedeniyle tüm firmalar bekle-gör psikolojisi içine girmişti, işler bir anda yavaşladı ve fabrikaların kapasitelerinde ciddi düşüşler yaşandı. Ekonominin daralmasına paralel olarak, endüstri sektörünün vazgeçilmez parçası olan forklift sektörü yüzde 50 oranında küçüldü, lojistik sektörü de krizden payına düşeni aldı.
Sektör ayrımı yapmamıza lüzum yok, şirketler ekonomide ibrenin aşağıları göstermesiyle birlikte bekle-gör psikolojisinde hareket ettiler dedik, ama hiçbir firma bu dönemi boş geçirmedi. Geçtiğimiz yıl içinde görüştüğümüz firmaların birçoğunun ortak cümlesiydi: "Krizi fırsata çevirdik." "Yıkılmadık, ayaktayız" demenin başka bir yoluydu belki de bu. Peki, tüm dünyayı etkisi altına alan bir kriz nasıl olur da fırsata çevrilir? Bu sorunun cevabı gayet açık ve net aslında; firmalar işlerin yavaşladığı bu dönemi, yüksek hacimlerde çalıştıkları dönemlerde ilgilenemedikleri konulara yönelerek geçirdiler. Kimileri kendi organizasyonunu gözden geçirdi, kimileri çalışanlarına eğitimler vererek insan kaynağına yatırım yaptı, kimileri kiralama ya da 2. el alanlarına odaklanarak düşen satışları telafi etti, kimileri ise krize inat yatırımlar gerçekleştirdi. Yöntemler farklı olsa da sonuç tekti; 2010'a, yani kriz sonrası döneme hazır olmak. Tamam, tüm bu çalışmalar neticesinde hedeflenen cirolara ya da satış adetlerine ulaşılamamış olabilir, ama böylelikle tüm firmalar 2010 yılında atacakları adımları çoktan belirlemiş oldular.
Hepimiz biliriz, Türkiye'de yüksek satış adetlerinin yakalanmasının ardından bir kriz patlar ve sektörler bir anda dibe vurur. Ama her gecenin sonu nasıl sabahsa, her krizin sonunda da mutlaka bir yükseliş olur. 2009’a girerken umutlarımızı 2010’a ertelemiştik. Şimdi, bir yıllığına zihnimizin diplerinde sakladığımız bu umutları tekrar canlandırma zamanı. Dağın tepesine ulaştığımızı düşündüğümüz bir anda birden bire kendimizi aşağıda bulmuş olabiliriz, ama şimdi sıra dağın eteklerinden tekrar zirveye çıkmaya geldi.
Hareketli bir yıl olacağını düşündüğümüz 2010'un ilk sayısında sizleri dopdolu bir içerik ile karşılıyoruz. Yukarda bahsettiğim hareketlilik daha ilk sayıda dergimizin içeriğine de yansıdı. Konu dergimize gelmişken, sizlere bu sayımızdan itibaren merakla takip edeceğinizi tahmin ettiğim yeni bölümümüzden bahsetmek istiyorum. Bundan sonra, "Fark Yaratanlar" bölümümüzde sizleri sektörün duayenleri ile buluşturacağız. Fark Yaratanlar bölümümüzün ilk konuğu ise 24 yıldır sektöründe içinde olan HMF Makina Genel Müdürü Tamer Öztoygar oldu. Öztoygar ile sektörün gelişiminden kendisinin nasıl bir yönetici olduğuna, özel zevklerinden hayata bakışına kadar pek çok konuda konuştuk.
Ocak-Şubat sayımızda yer alan haberler ve firmaların 2010 yılı yatırımları ışığında, 2009 yılında frene basan şirketlerin içinde bulunduğumuz yılda zirveye yeniden tırmanmaya başlayacaklarını söyleyebilirim. Yılın daha ilk günlerinde olmamıza rağmen yarış çoktan başlamış gibi görünüyor.
Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle.
Beyhan Çeçen
Apa Yayın Grubu
Editör
beyhan.cecen@apayayincilik.com.tr